İlin Jeomorfolojik Durumu

İklim ve Bitki Örtüsü

Yalova İl’inin iklimi, Makro-klima tipi olarak, Akdeniz ve Karadeniz iklimleri arasında bir geçiş niteliği taşır. Kimi dönemlerde de karasal iklim özelliklerini yansıtmaktadır. İlde yazlar kurak ve sıcak, kışlar ılık ve bol yağışlıdır. 30 yıllık rasat bilgilerine göre, Yalova’da yıllık ortalama sıcaklık 14,6 oC’dir. En soğuk ay ortalama sıcaklığı 6,5 oC, en sıcak ay ortalama sıcaklığı 23,7 oC, yıllık ortalama yağış miktarı da 727,5 mm’dir. Kar yağışlı günlerin ortalama sayısı, 10,6, karla örtülü günlerin ortalama sayısı da 5,2’dir. İlde deniz suyu sıcaklığı, en yüksek olduğu Ağustos ayında 22,9 oC, en düşük olduğu Şubat ayında da 7,4 oC’dir

İlin bitki örtüsünü makiler ve ormanlar oluşturmaktadır. Yalova’nın güneyindeki dik yamaçlar tümüyle gür bir orman örtüsüyle kaplıdır. Geniş yapraklı ağaçların hakim olduğu bu kısımda, iğne yapraklı ağaçlar oldukça azdır. Bu ormanlar il yüzölçümünün % 55’ini kaplamaktadır. Armutlu Yarımadası’nın orta kısımları daha çok meşe ağaçlarının hakim olduğu bir ormanlık alana sahiptir. Orman örtüsünün bileşimine giren unsurların büyük bir kısmı Karadeniz kıyı silsilesinin florasına dahildir. Bir kısmı ise Akdeniz florasının türleri olarak bu kısma sokulmuştur. Karakteristik türlerin bir araya geldiği kısımlardaki maki topluluğu’ da buna eklenebilir. Ormanlık alanlarda genellikle kayın, meşe, gürgen, kızılcık, kestane ve ıhlamur ağaçları görülmektedir. Yalova’daki ormanlardan, çevrenin odun ve kereste ihtiyacı’ da karşılanmaktadır.

Jeomorfoloji

Yalova İli’nin kıyıları girintili ve çıkıntılı bir özellik göstermez. Sahil şeridi dar olmakla birlikte, doğal plaj özellikleri göstermektedir. Yalova, doğu kıyılarındaki düzlükler dışında dağlık bir araziye sahiptir. Bölgenin güneyi; batıdan doğuya doğru İzmit-Sapanca arasında Kocaeli Sıradağları ile birleşen Samanlı Dağları’yla kaplanmış durumdadır ve ilin başlıca dağları da Samanlı Dağları’dır. Bu dağlar Yalova’nın güneyinde bulunmaktadır. Birçok tepenin bulunduğu bu dağlık arazide Samanlı Dağları’nın en yüksek noktası Beşpınar Tepesi’dir. (926 m.) Armutlu, Taz Dağı’nın (867 m.) batıya doğru devam eden eteklerinde kurulmuştur.

İlin genel eğim aralığı % 0-80 olup, eğim değerleri alüvyon birimin gözlendiği alanlarda %0-10 iken, diğer alanlarda %70-80’e kadar artmaktadır. İnceleme alanında arazi yapısı ondülasyonlu bir yapıdadır. Yalova İli ve yakın çevresinin jeomorfoloji haritası Şekil 2’de verilmiştir.

Yalova İli’nin Jeolojisi

Yalova İlinde alanında Paleozoyik’ten günümüze kadar değişik zamanları temsil eden çeşitli litoloji birimleri yüzeylemektedir. Temelde Prekambriyen-Alt Paleozoyik yaşlı olduğu düşünülen Pamukova metamorfitleri ile daha az metamorfizma gösteren Alt Triyas?-

Kretase yaşlı İznik metamorfitleri yer almaktadır. Daha üstte sırasıyla Üst Kretase yaşlı Bakacak formasyonu, Üst Paleosen-Orta Eosen yaşlı İncebel formasyonu, Eosen yaşlı Sarısu formasyonu temeli örten sedimanter ve volkano-sedimanter birimlerdir. Eosen döneminde Fıstıklı Granitoyidi bölgeye yerleşmiştir. Daha üstte ise Miyosen yaşlı Kılıç formasyonu, Üst Miyosen-Alt Pliyosen yaşlı Yalakdere formasyonu ve Pleyistosen yaşlı denizel seki çökelleri ile güncel alüvyonlar yer alır (Şekil 3.1, 3.2, ).

Şekil 3.1: Yalova ili ve yakın dolayının jeoloji haritası (Göncüoğlu vd., 1989’dan)

Şekil 3.2: İnceleme Alanına Ait Genelleştirilmiş Stratigrafik Sütun Kesiti (Emre vd., 1999)

Stratigrafik Jeoloji

3.1.1 Pamukova Metamorfitleri (Pm)

Yalova İl sınırları içerisinde batı-güneybatıda Esenköy, Armutlu, Kapaklı ve doğugüneydoğuda, Elmalık, Laledere, Gacık köyü civarında gözlenen, amfibolit, amfibol şist, metagranit, metavolkanit, metagrovak, metakonglomera ve metakuvarsitten oluşan ve yer yer aplit, pegmatit ve kuvars damarlarıyla kesilen yeşil, gri-yeşil ya da çok koyu yeşil renkli yüksek dereceli metamorfik kayalar Erendil vd., (1991) tarafından Pamukova metamorfitleri adı altında incelenmiştir. Çalışma alanında Taşköprü dolayında yüzeylenen kırmızı renkli meta-kumtaşı birimi Triyas yaşlı Taşköprü formasyonu (Emre vd., 1999) olarak adlandırılmış olup Erendil vd., 1991 tarafından Pms simgesi ile haritalanmıştır. Bölgenin temelini oluşturan birimin taban seviyesi çalışma alanı içerisinde gözlenmemekte olup, İznik metamorfitleri ile olan dokanağı tartışmalıdır. İnceleme alanında Bakacak Formasyonu ile Eosen yaşlı formasyonlar tarafından uyumsuz olarak örtülür. Pamukova Metamorfitleri’nin alt seviyelerinin Prekambriyen, üst kesiminin ise Alt Paleozoyik yaşlı olduğu kabul edilmektedir (Göncüoğlu vd., 1992).

3.1.2 İznik Metamorfitleri (İm)

İznik metamorfitleri Armutlu yarımadasının iki metamorfik istifinden olup daha düşük dereceli metamorfizmaya uğramış kayalar İznik metamorfikleri olarak adlandırılmıştır (Erendil vd., 1991). Bu metamorfik topluluğun kendi içerisinde stratigrafik dizilimi olup meta tüf-bazaltlar, mermer, olistrostomal nitelikli rekristalize kireçtaşı, mermer blok ve mercekleri içeren şistler ile rekristalize kireçtaşlarından oluşmaktadır. Yalova ili sınırlarında Güneyköy, Kurtköy ve Soğucak güneyinde yüzeylenmektedir. İznik metamorfiklerinin en üst seviyesini oluşturan ofiyolitli şistler (İmo) çalışma alanının güneydoğusunda yaygın olarak görülmektedir. Birimin temelini oluşturan düşük dereceli metamorfizmaya uğramış kayalar sık kıvrımlı ve iyi gelişmiş şistli yapıdadır. Birim üzerine Bakacak formasyonu uyumsuz olarak gelmektedir. Şist-Mermer birimi (İmşk) Üst Triyas öncesi yaşlı, Ofiyolitli Şist (İmo) birimi Üst Jura- Alt Kretase yaşlıdır.

3.1.3 Bakacak Formasyonu (Kb)

Kurtköy güneyi, Kılıç Köyü güneyi, Laledere, Çukurköy civarında yüzeylenen gri, beyaz, yeşil ve sarı renkli çakıltaş kumtaşı, marn ve çamurtaşlarından oluşan birim Akartuna (1968) tarafından Bakacak formasyonu olarak adlandırılmıştır.

Kumtaşları gri renkli, dereceli, laminalı, tane destekli, ince-kaba tanelidir. Kumtaşı ve çakıltaşının çimento maddesi içinde mermer, granit, kristalen şist parçaları, kuvars ve Pamukova metamorfitlerine ait çakıllar bulunmaktadır. Çakıltaşları ise genellikle yuvarlak, ufak-iri, çakıllı, yer yer bloklu olup mercek şeklinde, kötü boylanmalı, derecelenmeli, eş zamanlı ya da farklı yaşlı kırıntılar ve çakıllar içermektedir. Birimin yaşı Erendil vd., (1991) tarafından Maestrihtiyen olarak belirlenmiştir.

3.1.4 İncebel Formasyonu (Ti)

Yalova İli sınırları içerisinde batıda Çınarcık ilçesi, Ortaburun Köyü, doğuda Subaşı civarında yüzeylemekte olup, üzerlediği litolojilerin rengine bağlı olarak mor, gri ya da sarı renkli çakıltaşı, kumtaşı, çamurtaşı ve marn ardalanmasından oluşan birim Göncüoğlu vd., (1987) tarafından İncebel formasyonu olarak adlandırılmıştır.

Birimin kalınlığı yaklaşık 1000 m olarak kabul edilmekte olup (Güncüoğlu vd., 1992), yaşı fosil bulgularına göre üst Paleosen-Orta Eosen’dir (Erendil vd.,1991).

3.1.5 Sarısu Formasyonu (Ts)

Yalova İlinin doğusundan batısına kadar güney kesimi boyunca Kurtköy, Termal, Teşvikiye civarında yaygın olarak yüzeylenen sarımsı kahverenkli, koyu yeşil renkli andezitik lav-tüf ve aglomeralardan oluşan volkanik istif Sarısu volkanikleri olarak adlandırılmıştır. Sarısu formasyonu, Orta Eosen döneminde gelişen bir volkanik yay ürünü olarak değerlendirilmektedir (Göncüoğlu vd., 1992). Birim, metamorfik kayalar ile uyumsuz,

İncebel Formasyonu ile geçişli dokanak ilişkisindedir. Fıstıklı graniti tarafından kesilen birim üstte Kılıç formasyonu tarafından örtülür.

3.1.6 Fıstıklı Graniti (Tf)

Fıstıklı graniti, Şenköy güneyinde ve Hayriye köyü civarında geniş alanlar boyunca yüzeylemekte olup genel olarak gri renkli, bazen pembe renkli, ayrışmış seviyeleri açık sarı renkli, orta taneli, sert ve masif yapıya sahiptir. Fıstıklı graniti, Armutlu yarımadasında önemli bir yer tutan Eosen volkanikleriyle (Sarısu) yakın ilişkili olup bu yay volkanizmasıyla eş zamanlı sokulum kayaları olarak temsil edilir (Erendil vd., 1991). Fıstıklı graniti, Pamukova metamorfitleri ile Sarısu volkaniklerini kesmektedir. Dokanak ilişkileri dikkate alındığında Fıstıklı Graniti’nin Sarısu volkanikleri ile eş zamanlı olarak geliştiği dolayısıyla yaşının Eosen (Göncüoğlu vd., 1992) olduğu söylenebilir.

3.1.7 Kılıç Formasyonu (Tk)

Yalova ili ile güney kesimlerinde, Çiftlikköy, Kazımiye, Kılıç köyleri arasında yüzeylemekte olup sarı, yeşil, kahverengimsi-gri, yer yer koyu mavi renkli, laminalı, ince tabakalı, orta sıkı tutturulmuş kiltaşı, silttaşı, marn ile mercek ve bant şeklinde kumtaşı ve çamurtaşından oluşmaktadır. Üst seviyelere doğru marnlar arasında killi kireçtaşlarına rastlanır. Yeşil, beyaz veya kahverenkli, kiltaşları yeşil ve marnlar beyaz renklidir. Kumlar ince-orta kalınlıkta, açık renklidir. Kılıç Formasyonu üzerinde yaygın olarak 1–6 m kalınlığında bir ayrışma seviyesi izlenir. Kil niteliğinde olan bu seviyede çamur akması, krip şeklinde kütle hareketleri gözlenir. İstifin kalınlığı 700 metre civarındadır (Akartuna, 1968). Kılıç Formasyonu göl ortamında çökelmiş olup marnlar arasındaki jips kristallerinin varlığı acısu olduğunun belirtecidir. Birim kendinden daha yaşlı birimleri uyumsuz olarak örtmekte olup Sarmasiyen yaşlıdır (Akartuna, 1968).

3.1.8 Yalakdere Formasyonu (Ty)

Yalakdere formasyonu, Yalova İlinin batısında Armutlu, Çınarcık, Akköy dolayında güneyde Kadıköy, Safran ve Soğucak, doğuda Gacık, Laledere, Taşköprü civarında yüzeylenmektedir. Birim gevşek tutturulmuş, sarı-sarımsı kahverenkli kumtaşı, konglomera, çamurtaşı ve marnlardan oluşur. Birim içinde kireçtaşı düzeyleri de gözlenmekte olup, çakıllar genellikle yuvarlaklaşmış ve orta boylanmalıdır. Çoğunlukla tutturulmamış olan birim çapraz tabakalı, demir oksit nodüllü ve çamurlu-killi topakçıklar içerir. Birim yer yer heyelanlı olup, aktif tektonizmadan etkilenmiştir. Kıvrımlı ve kırıklı yapıya sahiptir. Göl ortamında çökelmiş olup birimin yaşı Akartuna (1968)’ya göre Ponsiyen- Pliyosen’dir. Yalakdere Formasyonu’nun tabanı çok iyi görülmemekle birlikte önceki araştırmacılar tarafından Kılıç Formasyonu üzerinde uyumsuz olarak geldiği belirtilmektedir (Aktuna, 1968; Erendil vd,. 1991).

3.1.8.1 Çınarcık Kireçtaşı Üyesi (Tyçk)

Birim, Çınarcık, Çalıca, Safran ve Soğucak civarında Yalakdere formasyonunun kumtaşı, çakıltaşı, silttaşı, kiltaşlarının üzerinde beyaz, gri, bej renkli kireçtaşı seviyeleri olarak yer almaktadır. MTA tarafından kireçtaşı üyesi olarak adlandırılmış olup bu çalışmada en iyi Çınarcık’ta görüldüğünden Çınarcık kireçtaşı üyesi adı tercih edilmiştir. Kireçtaşı üyesi, genellikle yataya yakın konumlu olup, yer yer killi seviyeler içermektedir. Kireçtaşları içerisinde lamelli ve gastropod kavkıları görülmektedir. Masif olan kireçtaşlarının alt kesimlerinde tabakalanma iyi gözlenemezken üst seviyelerde belirginlik kazanmaktadır. Kireçtaşı üyesinin kalınlığı değişken olup, yer yer 100 m’ye erişebilmektedir.

3.1.9 Kuvaterner Çökelleri (Qal)

Altınova-Yalova-Çınarcık kıyı şeridi ve vadi tabanlarında yaygın olan Kuvaterner çökelleri, 13 alt birime ayrılmıştır (Emre vd., 1999). Bunlardan Holosen yaşlı olanların ayrımında çökelme ortamı özellikleri esas alınmıştır. Kuvaterner birimleri, denizel seki çökelleri ile kıyı ve akarsu ortamlarında çökelmiş çökel topluluklarından oluşmaktadır. Denizel seki çökelleri Altınova-Yalova arasında kıyı gerisindeki düzlükler arkasında, temel kayalardan oluşan yamaç eteklerinde, dağınık halde küçük yüzlekler şeklinde izlenir. Denizel çökellerden oluşan seki dolguları morfolojik olarak 3-5 ve 8-70 metre kotlarında basamaklar meydana getirmiştir (Erinç, 1956).

Bölgede birbirinden farklı yaşlarda iki seki çökel topluluğu belirlenmiş olması nedeniyle karışıklığa yol açmamak amacıyla bu adlama kullanılmamış, bunlar üst seki çökelleri (Qds1) olarak tanımlanmıştır. Üst seki çökelleri, Karamürsel-Yalova karayolunun Kaytazdere Altınova bölümünde, Hersek Deltası ve Taşköprü Köyü kuzeyindeki Laledere Deltası’nda izlenir. Bunlar sarı, boz renklerde tabakalı, çoğu düzeyleri bol fosilli, gevşek çimentolu kum, killi kum ve siltten oluşmaktadır. Temele yakın en alt seviyeler, sıkı çimentolanmış volkanik kaya ve kiraçtaşı çakılları kapsayan taban çakıltaşı ile başlar. Üste doğru gevşek tutturulmuş kumtaşlarına, daha üst seviyelerde ise siltli kum ve marnlara geçer (Sakınç ve Bargu, 1989). Üst seki çökelleri kendinden daha yaşlı birimler üzerine transgresif ve açısal uyumsuzlukla gelmektedir. Tireniyen fosilleri içeren bu çökeller Üst Pleyistosen yaşındadır (Sakınç ve Bargu, 1989). 3-5 metre kotlarında yer alan alt seki çökelleri Taşköprü-Yalova arasında Hersek ve Laledere deltaları gerisindeki basamaklar ile kıyıdan ortalama 1 km içerideki yamaç önlerinde yüzeylemektedir. Akarsu ağızlarında ise vadi tabanlarında izlenir. Tabanda kumtaşı-çakıltaşı (yalıtaşı) ile başlayan bu çökeller üste doğru kumtaşı ve silttaşına geçer. Transgresif istifler niteliğindedir.

Sekiler dışında kalan Holosen birimleri kıyıda deniz, deniz/akarsu, karada ise akarsu ortamında depolanmış, tutturulmamış çökellerden oluşur. Daha yaşlı kaya toplulukları üzerinde uyumsuz olarak bulunan bu çökeller yanal ve düşey yönde birbirine geçişlidir. Denizel kökenli birimler kıyı boyunca plaj (kumsal) (Qdp), kıyı kordonu (Qdo), kıyı düzlüğü (Qdk) ve bataklık (Qdb) çökellerden oluşmaktadır. Yalova-Altınova arasında sahil boyunca kumsal bandının genişliği birkaç metre ile 100 m arasında değişmektedir. En yaygın olduğu alanlar ise delta kıyılarıdır. Bataklık çökelleri güncel ve eski olmak üzere ikiye ayrılır. Güncel bataklıklar Hersek ve Laledere deltalarındaki lagün gölleri çevresi ile diğer akarsu ağızlarında izlenir. Eski bataklıklar ise özellikle Yalova şehri yakınındaki vadi içlerinde denizden birkaç kilometre içerilerde yer alırlar. Eski bataklık çökelleri Holosen başlarında Marmara denizi su seviyesinin daha yüksek olduğu dönemde, vadi içlerindeki haliçlerde çökelmiştir. Öte yandan Marmara Denizi’nin kıyı akıntılarına (longshore currents) bağlı olarak gelişmiş kıyı kordonlarının önünü kapattığı Hersek Gölü ise bugün lagün çökellerinin depolandığı tek alandır. Akarsu çökelleri kanal (Qak) ve taşkın ovası alanı (Qat) olmak üzere iki grup altında toplanmıştır. Kanal depoları vadi içlerine örgü akarsu, deltalarda ise menderes çökellerinden oluşur. Burada ayırtlamalar tarafımızdan mühendislik jeolojisi haritasına yansıtılmamıştır. Taşkın çökelleri delta ve kıyı düzlükleri yüzeyinde yaygındır. Akarsu çökelleri kapsamındaki leve (doğal set) çökelleri (Qal) sadece Yalova il merkezi batısında, Selimandıra deresinin denize döküldüğü yerde bugünkü bataklık alan içinde çok küçük bir alanda yüzeylenir. Alüvyon yelpazesi çökelleri (Qey) Laledere ve Hersek deltalarının kök kısımlarında, Qds1 ile gösterilen üst seki çökellerinin önünde yayılım gösterir. Basık bir topografya ile tipik geometrilerinde görülen yelpazelerin ıraksak kesimlerinde, 3-5 kotundaki alt seki çökelleri daha sonra delta düzlüğü çökelleri (Qdd) görülür. Kuvaterner birimleri içinde morfostratigrafik konumları itibarıyle en yeni çökellerden olan etek çökelleri (Qee) ise Laledere Deltası güneyinde, alüvyon yelpazelerini örten bir kuşak gibi aynı deltanın güneybatısındaki Derindere’nin doğu yamaçlarında ve çok dar bir yayılımla Çınarcık güneybatısı ve güneydoğusunda yüzeylenir.

3.2 Yapısal Jeoloji ve Tektonik

İnceleme alanı, Türkiye’nin KB’sında Armutlu yarımadası üzerinde yer almakta olup kuzeybatıda Istranca masifi, kuzeyde İstanbul-Zonguldak Paleozoyik istifi ve Kocaeli Triyası (Laurasia), doğuda Almacık-Sünnice (Bolu) masifi ve güneyde Sakarya kıtası (Gondwana) arasında yer almaktadır (Şekil 4.1).

Şekil 4.1: İnceleme alanının Türkiye tektonik kuşak haritası üzerindeki konumu (Ustaömer ve Robertson, 1994)

Kuzeydeki İstanbul-Zonguldak Paleozoyik istifi temelde Alt Ordovisyen yaşlı arkozik konglomera-kumtaşlarıyla başlar (Kurtköy), daha üstte kuvarsit, şeyl, resifal lav, meta-tüf, meta-pelit ardalanması ile bunların içerisinde yer alan kireçtaşı ve ofiyolitik kaya blokları yer almaktadır. Bu metamorfik birimler Liyas yaşlı Bayırköy formasyonu tarafından açısal uyumsuzluk ile örtülmektedir. Bu birim tabanda konglomeralarla başlar (Bayırköy Formasyonu), üste doğru kırıntılı ve volkanik seviye ile (Mudurnu formasyonu) devam eder. Daha üstte tümüyle karbonatlardan oluşan Bilecik kireçtaşı ve mikritik kireçtaşı kalsi-türbiditlerden oluşan Soğukçam formasyonu tarafından örtülür. Bu birimlerin üzerinde de pelajik-mikritik çamurtaşlarından oluşan Vezirhan formasyonu ile sedimenter ve volkanik kayaçlardan oluşan Lokman formasyonu uyumlu olarak gelir. Doğuda yüzeylenen Almacık masifi gabro, amfibolit, peridotit, serpantinleşmiş ultramafik kayalar ile meta lav ve pelajik çökel kayalarından oluşmaktadır. Bu masif aynı zamanda Geyve metaofiyoliti ve Sünnice grubu olarak da adlandırılmaktadır. Sünnice grubu ana olarak amfibolit-gnayslardan oluşmakta olup içerisinde sıcaktektonik dokanaklı iki farklı meta-granitoyid bileşimli kayaçlardan oluşmaktadır. Bu metamorfik kaya topluluğu aynı zamanda İstanbul Paleozoyik istifinin temelini oluşturmaktadır.

Kuzeydeki İstanbul-Zonguldak Paleozoyik istifi ve Kocaeli Triyası’nda, güneydeki Sakarya kıtasında yer alan Liyas sonrası birimlerde metamorfizma gözlenmemektedir. Fakat Armutlu yarımadası üzerinde D-B boyunca bir kuşak halinde uzanan ve çalışma alanını da içine alan birlikler metamorfizma etkisi altında kalmışlardır. Bu D-B boyunca yer alan metamorfik birlikler İç Pontid Kenet Kuşağı üzerinde yer almaktadırlar. İstanbul-Istranca birliğinin Sakarya kıtasından İç Pontid okyanusu ile ayrıldığı düşünülmektedir ve bu okyanusunun varlığı da Gemlik’ten Geyve’ye kadar olan ofiyolit ve ofiyolitik melanjlarla temsil edilmektedir. İç pontid okyanusun kapanma yaşı tartışmalı olup, bazı yazarlara göre Üst Kretase öncesi iken bazılarına göre ise Eosen’e kadar varlığını sürdürmektedir. Armutlu Yarımadasının Üst Kretase öncesi temeli iki farklı tektonik birlik içermekte olup bunlardan ilki çalışma alanının batı kısmında yüzeyleyen ve yarımadanın büyük bir kısmını oluşturan Armutlu metamorfitleridir. Bu metamorfik istifin stratigrafisi çeşitli araştırmacılara göre farklılıklar göstermekte olup amfibolit-gnays, bunları kesen granitoyid bileşimli sokulum kayaları ile meta-volkanik (asidik-bazik) ve metasedimenter (konglomera, kuvarsit, şist vs.) kayalardan oluşmaktadır. Bu istif içerisinde yer alan konglomera-kumtaşları, önceki araştırmacılar tarafından Kurtköy formasyonu (arkozik kumtaşları); kuvarsitler, istif içerisindeki kuvarsit (Aydos frm.) birimi ile rekristalize kireçtaşları ise Devoniyen yaşlı kireçtaşları ile deneştirilmiş olup İstanbul Paleozoyik istifinin metamorfik karşılığı olduğu söylenmiştir.

Diğer istif ise İznik metamorfitleri olup temelde mermer ve meta-volkanik kayalardan oluşur. Daha üstte rekristalize kireçtaşı, fillat, blok kireçtaşı-kireçtaşı-serpantin bloklu melanj istifi ile devam eder. Bu melanj istifi tektonik olarak rekristalize kireçtaşı, konglomeralarla devam eder. Bu iki metamorfik birliğin birbirinden Liyas döneminde meydana gelen bir riftleşme ve devamında büyüyen bir okyanusal havza (İç Pontid Okyanusu) ile ayrıldığı ve bu okyanusal havzanın Üst Kretase döneminde bütünüyle kapanması sonucunda (Göncüoğlu vd., 1987, 1990, 1992; Erendil vd., 1991; Yılmaz vd., 1994, 1997) veya alternatif olarak her iki birliğin doğrultu atımlı faylar boyunca, egzotik olarak bir araya geldikleri önerilmiştir (Robertson vd., 2004).

Yalova çevresinde neotektonik dönem yapıları değişik doğrultudaki fay ve kıvrımlardan oluşur. Bu yapıların en önemlisi Armutlu yarımadasında kuzey ve güney kol olmak üzere ikiye ayrılan Miyosen ve daha genç yaşlı olan (Şengör, 1979; Gözübol, 1980, Gözübol ve Gürpınar, 1980; Yılmaz vd., 1990 ve Barka, 1997) sağ yanal Kuzey Anadolu Fay Zonu (KAFZ) dur. Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun iki ayrı kolu, Armutlu yarımadasını kuzey ve güneyden sınırlamaktadır (Şekil 4.2). Bu iki kol arasında makaslama zonu gelişmiştir. Kuzey kol İzmit-Adapazarı boyunca devam ederek Marmara denizine ulaşır. Yalova ili kuzey kol üzerinde olup, bu kısımda fay, D-B doğrultusunda Marmara Denizi çukurluklarını izleyerek batıya doğru devam eder. Diğer kol Geyve-Gemlik hattı boyunca devam ederek Armutlu yarımadasını güneyden sınırlandırır (Emre vd., 1999).

Şekil 4.2 : Çalışma Alanının Kuzey Anadolu Fay Zonu (KAFZ) üzerindeki yeri (Tübitak, 2004)

3.3 Tarihsel Jeoloji

Orta-Üst Miyosen’de (Sarmasiyen) acı su göl ortamında çökelen Kılıç formasyonu, daha yaşlı birimler üzerinde uyumsuz olarak yer alır. Kılıç formasyonunun kil-marn birimlerinden oluşması sakin ortamda çökeldiğini göstermektedir. Kömür katmanlarının varlığı ise gölün sığlaşan kesimlerinde göl kenarı bataklık kesimlerinde çökeldiğini işaret etmektedir. Ponsiyen-Pliyosen’de, Kılıç formasyonu üzerinde uyumsuz olarak yer alan konglomerakum- kil ardalanmasından oluşan yine göl ortamını temsil eden Yalakdere formasyonu yer almaktadır. Yalakdere formasyonu, Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun etkisi altında çökelmiştir. İri daneli malzemelerin varlığı haraketli bir ortamda çökeldiğini göstermektedir. Kuzey Anadolu Fay Zonu’nun etkisiyle gölün derinleştiği kısımlarda kireçtaşı seviyeleri gelişmiştir. Taban birimlerinden malzeme alan Safran deresi, Pleyistosen’de akarsunun aşındırmasıyla birlikte oluşmuştur. Kaynak yönünde akarsu yatağı çökelleri yer alır. Denizin dere yatağı boyunca içeriye doğru ilerlemesi ile beraber düşük kotlarda bataklık ortamı oluşurken, taşkın sahaları da gelişmektedir. Bu safhada deniz tarafında denizel kumlu seriler oluşumunu sürdürmektedir.

Kuzey Anadolu Fayı’nın Yalova açıklarında topografyayı düşürmesi ile dere hızlı akışa geçmiş deniz daha kuzeye doğru gerilemiş ve bu faya bağlı olarak gelişen normal faylarla Safran deresi yatağının akıntı yönünde batısında sığlaşan doğusunda derinleşerek genişleyen bir istif gelişmiştir. Bu istifler yamaç önlerinde karasal yelpaze çökelleriyle de örtülmektedir. Kıyı şeridi Holosen’de bugünkü konumunu kazanmış olup Safran deresinin akış yönünde denizel istifler günümüzde de gelişimini devam ettirmektedirler. Bu safhada taşkın sahaları dere yatağı boyunca yüzeylemekte iken Safran deresinin iç kesimlerinde hala bataklık istiflerinin varlığı görülmektedir. Bataklık ortamı normal faylanın araziyi kot olarak düşürmesinin etkisiyle derenin batı kısmında yüzeylemektedir. Kuzey Anadolu Fayı ve bu fayın etkisiyle gelişen aktif normal fayların Safran deresinin oluşumunu etkilediği ve yönlendirdiği açıkça görülmekte olup istiflenme bu doğrultuda Pleyistosen’den günümüze değin süre gelmiştir.kireçtaşları, grovak, çört ve şeyl ardalanmalı kireçtaşları şeklinde Alt Karbonifer’e (Turnesiyen-Vizeen) kadar düzenli olarak devam eder. Tipik bir pasif kenar özelliği gösteren bu istifin üzerinde Kocaeli Triyas’ı uyumsuz olarak yer alır. Triyas istifi tabanda kırmızı konglomeralarla başlar, mikritik ve nodüler kireçtaşlarıyla devam ederek daha üstte kumtaşı-şeyl istifine geçer ve resifal kireçtaşı istifiyle son bulur. KB’da Istranca masifinin temelinde Erken Permiyen yaşlı (Okay vd., 2001) gnays, mikaşist ve meta-granitler bulunmaktadır. Bu temel daha üstte Triyas uyumsuzluğu ile başlayan meta-konglomera, meta kumtaşı, mermer, fillat ve metabazit istifiyle devam eder. Güneydeki Sakarya kıtası istifi temelde metamorfik birimler ve bu birimleri uyumsuz olarak örten Liyas ve daha genç yaşlı birimlerden oluşmaktadır. Metamorfik birimler başlıca meta

  1. Depremsellik

Marmara bölgesi, büyüklüğü (magnitüd) Mw=7’ nin üzerinde olan geniş alanlar boyunca büyük çapta can ve mal kaybına yol açan sayısız depremlerden etkilenmiştir. Bu depremler Ege-Anadolu levhasının Kuzey Anadolu Fayı boyunca batıya doğru hareketi sonucunda oluşmuştur. Tarihsel deprem kayıtlarına baktığımızda çalışma alanında son 300 yıl içinde büyük depremlerin meydana geldiği ve geniş alanları etkilediği görülmüştür (Şekil 5.1 a, b, c). Bu depremlerin yerlerinin ve büyüklüklerinin belirlenmesinde o tarihte meydana gelen hasar dağılımlarından, biliniyorsa kırık boyunca meydana gelen yırtılma zonunun uzunluğundan ve/veya kırık boyunca gelişen yanal ötelenme miktarlarından yararlanılmaktadır. Marmara bölgesinin doğusuna baktığımızda ise depremlerin çoğunun KAF’ ın kuzey kolunda meydana geldiğini görmekteyiz (Şekil 5.2 a, b). Bu bize fayın kuzey kolunun daha çok çalıştığını ve daha aktif olduğunu düşündürmektedir. KAF’ ın hareket miktarının yaklaşık 23 mm/yıl olduğu göz önüne alındığında ise depremlerin tekrarlama aralıklarının tahmin edilmesi söz konusu olabilmektedir (Yavaşoğlu vd., 2003). Fakat burada dikkat etmemiz gereken en önemli nokta ise olan bir depremin olabilecek başka bir depremin oluş zamanını hızlandırdığıdır.

Şekil 5.1 a, b, c: Marmara Bölgesinde son 300 yıl içerisinde meydana gelmiş olan depremler ve

yerleri (Ambraseys ve Finkel, 1991). Şekillerdeki Taralı elipsoidler depremde fayın kırıldığı alanları, kırmızı noktalar

ise depremin merkez üslerini göstermektedir.

Şekil 5.2 a, b: Marmara bölgesi doğusunu etkileyen tarihsel depremlerin a) oluş yılları ve

episentr noktaları, b) şiddetleri Ambraseys ve Finkel,(1991)

Ancak Marmara bölgesinin depremselliğini daha iyi anlayabilmemiz için sağlıklı aletsel kayıtlara ihtiyaç vardır. Elimizde olan verilerin, son 50 yıl gibi çok kısa bir zamanı kapsadığı ve Marmara bölgesinde olan yıkıcı depremlerin tekrarlama aralıklarının uzun zaman aralıklarında olduğu göz önüne alındığında yetersiz olduğu görülmektedir. Bu veriler de 1967 ve 1999 depremleriyle sınırlıdır.

18 Eylül 1963 Yalova- Çınarcık Depremi (Ms=6,4; 40.90 Kuzey-29.20 Doğu):

Yalova, kaplıcalar ve Çınarcık’ta etkili olan bu depremde İstanbul ve Bursa’ da dahil olmak üzere yüzlerce ev hasar görmüştür. Depremin olduğu yıllarda dünya genelinde dağılmış standart donanımlı sismograf istasyonları az olduğu için bu depremin episantrının hesaplanmasında hatalar olduğu düşünülmektedir. Ancak depremin hissedildiği bölge ve makrosismik gözlemler episantrın Yalova-Çınarcık açıkları olabileceğini vurgulamaktadır.

22 Temmuz 1967 Mudurnu-Adapazarı Depremi (Ms=7.1; 40.67 Kuzey-30.69 Doğu):

Kuzey Anadolu Fayı’nın batı kesiminde oluşan bu depremde 80 km uzunluğunda sağyönlü bir kırık zonunda 190 cm sağ-yönlü yanal ve 130 cm düşey hareketler gözlenmiştir. Bu deprem sırasında 86 kişi hayatını kaybetmiş, 332 kişi yaralanmış ve 5.000’ den fazla ev ve işyeri hasar görmüştür.

17 Ağustos 1999 Gölcük Depremi (Ms=7.4; 40.70 Kuzey-29.91 Doğu):

Deprem 17.08.1999’da saat 3.02 de 40.70 kuzey enlemi ile 29.91 doğu boylamının tarif ettiği bölgede, İzmit’in güneydoğusunda merkez üssü fay hattının karakteristiklerinin en iyi gözlemlendiği yer olan Yuvacık’ta meydana gelmiştir (Kendir, 2001). Depremin büyüklüğü çeşitli kuruluşlar tarafından değişik değerlerde bildirilmiş ise de, moment büyüklüğü Mw = 7.4 ve yüzey dalgası büyüklüğü Ms = 7.8 değerleri civarında değişmektedir.

Depremin odak derinliğinin 10-15 km olduğu ve 4.60 metreye varan sağ atımlı hareketin meydana geldiği, 140 km civarında bir fay kırığının ortaya çıktığı yapılan incelemelerle belirlenmiştir (Kendir, 2001; Herece., 1999; Barka vd., 1999; Koral, 2007) (Şekil 6.1).

Yalova ilinde toplam 9.462 konut ağır, 7.917 konut orta, 12.685 konut hafif hasara uğramıştır. İzmit Körfezi depremi nedeniyle meydana gelen ağır hasarın % 14’ü , orta hasarın % 12’si ve hafif hasarın % 16’sı Yalova ilinde meydana gelmiştir. Yalova(M) il merkezindeki konutların % 16’sı, Altınova ilçe merkezindeki konutların % 7’si, Çiftlikköy ilçe merkezindeki konutların % 19.01’i, Çınarcık ilçe merkezindeki konutların % 4.43’ü ve Termal ilçe merkezindeki konutların % 2.07’si ağır hasara uğramıştır.

Yalova iline bağlı yerleşim birimlerinde 2.504 kişi ölmüş ve 6.042 kişi yaralanmıştır. Ölen insan sayısı Yalova (M) ilçesinde fazla olmasına rağmen yüzde olarak en fazla ölü sayısı Çiftlikköy ilçesinde olmuştur

17 Ağustos depremi sonrasında başta Gölcük olmak üzere Avcılar (İstanbul), Kocaeli, Adapazarı’nda yıkımlara yol açmıştır. Bu depremden Yalova il merkezide büyük çapta etkilenmiş olup sosyal yaşam kesintiye uğramıştır. Deprem sonrasında bir çok bina yıkılmış, ağır hasar alarak oturulamayacak hale gelmiştir. Gölcük depreminde Yalova’da özellikle alüvyon çökeller üzerinde yer alan 4-5 ve 6 katlı binalar zarar görmüştür.

Ana deprem dalgasının ardından büyüklüğü 4.0- 5.0 değerlerinde olan çok sayıda artçı depremler meydana gelmiştir. Bölgede Ms=5’ in üzerinde iki büyük artçı deprem gelişmiştir (Şekil 6.2). Bunlardan birincisi 13 Eylül 1999 depremi Ms=5,8 ve ikincisi ise 12 Kasım 1999 Düzce depreminden bir gün önce meydana gelen 11 Kasım Sapanca- Adapazarı Ms=5,6 depremleridir.

Şekil 6.1: 17 Ağustos Gölcük depremi sırasında meydana gelen yüzey kırıklarının uydu fotografı üzerinde gösterilmesi (Koral, 2007)

12 Kasım 1999 Düzce Depremi (Ms=7.2; 40.77 Kuzey-31.15 Doğu):

Marmara Bölgesi’nin doğusunda 12 Kasım 1999 saat 18:58 TS’de Kaynaşlı (Düzce) merkezli geniş bir alanda can ve mal kaybına neden olan Mw = 7.2 büyüklüğündeki deprem sırasında batıda Gölyaka (Efteni gölü) doğuda Kaynaşlı arasında 40 km uzunluğunda yüzey kırıkları gelişmiştir (Emre vd., 2000, Akyüz vd., 2000, Koral vd., 2001).

Şekil 6.2: USGS-NEIC verilerine göre17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 depremleri arasındaki artçı depremlerin dağılımları ve fay çözümleri